Arayıp da bulamadığımız hayatlar,
bazen gelir bir rüzgar gibi karşımıza çıkar,
hissederiz, güzel gelir.
Farkına varmadan bütün bedenimizi okşasın isteriz.
Yine farkına varmadan çekip gitmesine yol veririz.
Hayatımız hep bekleyişler içerisinde akıp gitmekte,

bir yol ağzında.
Bekleyişlerle geçer ömrümüz,
bir göz açıp kapama sırasında.
Bazen bekleyişte olduğumuzu da unuturuz,
kendi yalnızlığımızda.
Tanımadığımız tenleri beklemekle geçer,
biz farkına varmadan hayatımız.
Bekleyiş hayatımızla bütünleşir,
yaşama şeklimiz olur,
tabi yine farkına varmadan olur bütün bunlar.
Ta ki biri gelip bizi uyandırana kadar.
Aslında alışmıştık farkına varmamaya ,
hayatımızla bütünleştirmiştik bekleyişimizi.
Ta ki biri gelip gönlümüze mekan kurana kadar.
Hayatımız bekleyiş olmaktan çıkıyor muydu?
Bilinmez.
Ama bir gerçek vardı...
Bekleyişler son bulur mu dersin?
Bulabilir, yine bir yalnız bekleme sırasında.
Bekleyişler kavuşmalara gebedir.
Hep bu ümitle var olur bekleyişler.
Yaşamadığımız,
yaşayamadığımız,
yaşayıp farkına varamadığımız hayatları
bize sunacak insanı aramakla geçiyor hayatımız.